28 Kasım 2009 Cumartesi

Gece

vakar sahibi zaman dilimi, karanlık ya da adına her ne denirse. en çok yakışan o oluyor çoğu kez günlük muhakemelerinin tanıklığına. sadece o gelince mücadelen başlıyor hayatla zihnin her bir köşesindeki çatışma sanki. farklı hüzün ve dinginlik periyodlarıyla yeterli bütünü oluşturduğunda, fon'daki kazım koyuncu da tamam katkısı oluyor. tamlayanı kazım koyuncu olan hangi sohbet, eksik kalmıştır zaten monolog tadında dahi olsa. yakışan, en çok o oluyor allah'a yaklaşmana da. omuzlarında, tekerleksiz arabayla taşınacağından korkmuyorsun mesela. içtiğin sigaranın keyfi de, normal zamanda çekişinden çok daha uzun süreye yaydığın çekişler kadar değişik tatta oluyor. satmalarını ve savmalarını, başıboş haykırışlarını, bazen kızgınlık bazense çığlıklarını da en güzel gece'ye giydiriyorsun. belki de yok böyle bir hikayedir bütünüyle ama yine de bang bang'i açıp hüzünlenesim gelebiliyor. kayboluşsa da, dibine gömüle gömüle. kendimize kayboluşlarımız, zarar vermez ne de olsa bir başkasına bu sessizlikte. ya da tam tersine, kendimizi bulmak için yola çıkışlarda bir tür rehber de olabilir kuvvetle muhtemel. kim bilir, sezen aksu'nun şarkılarına taşıdığı sahteyle gerçeklik karmaşasının çözümü de, bu zaman diliminde saklıdır bir kış gününde?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder